Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, jeopolitik belirsizliklerin enerji ve tarım emtiası fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerine işaret edilerek, artan bu maliyetlerin enflasyon ile beklentiler üzerinde yukarı yönlü önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi. Hizmet sektöründeki fiyatlama katılığı ile sektör geneline yayılan beklenti artışlarının dezenflasyon sürecini zorlaştırdığı belirtilen özette, “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir” değerlendirmesine yer verildi.
(ANKARA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, jeopolitik belirsizliklerin enerji ve tarım emtiası fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerine işaret edilerek, artan bu maliyetlerin enflasyon ile beklentiler üzerinde yukarı yönlü önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi. Hizmet sektöründeki fiyatlama katılığı ile sektör geneline yayılan beklenti artışlarının dezenflasyon sürecini zorlaştırdığı belirtilen özette, “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir” değerlendirmesine yer verildi.
Merkez Bankası, 10 Eylül tarihli PPK toplantısına ilişkin özeti kamuoyuyla paylaştı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulduğunu hatırlatırken, “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” vurgusu yaptı.
TCMB tarafından yayımlanan özette küresel ekonomideki riskler, iç talepteki yavaşlama, finansal koşullar, enflasyon beklentileri ve para politikası kararlarına ilişkin detaylı değerlendirmelere yer verildi.
KÜRESEL EKONOMİDE JEOPOLİTİK RİSKLER VE ENERJİ FİYATLARI VURGUSU
Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyrin sürdüğü belirtilen özette, “Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yükseliş gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır” ifadesi kullanıldı.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü aktarılırken, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6, 2027 yılı için ise yüzde 2,5 oranında artacağı tahmin edildi. Gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlendiği ve portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü risklerin canlılığını koruduğu vurgulandı.
MEVDUAT VE KREDİ FAİZLERİ GERİLEDİ, YTAK LİMİTİ 750 MİLYAR LİRAYA ÇIKARILDI
Parasal ve finansal koşullar başlığında, 24 Temmuz–4 Eylül döneminde bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranları ortalamasının ihtiyaç ve konut kredilerindeki yavaşlamayla yüzde 2 seviyesine gerilediği bildirildi. TL ticari kredi büyümesinin yüzde 2,5’e sınırlı yükseldiği, kur etkisinden arındırılmış YP ticari kredilerin ise yüzde 0,7 ile yatay seyrettiği aktarıldı.
Faiz oranlarındaki gelişmelere değinilen özette, TL mevduat faiz oranlarının 255 baz puan azalarak yüzde 44,4 seviyesine, TL ticari kredi faiz oranlarının 242 baz puan azalışla yüzde 49,3 seviyesine, ihtiyaç kredisi faizlerinin 221 baz puan düşüşle yüzde 63,0’e ve taşıt kredisi faizlerinin 615 baz puan azalışla yüzde 37,6’ya gerilediği, konut kredisi faizlerinin ise 55 baz puan artarak yüzde 41,9 olduğu belirtildi. Ayrıca Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) kapsamındaki program limitlerinin 300 milyar TL’den 750 milyar TL’ye çıkarıldığı, 2026 yılı YTAK limitinin 150 milyar TL olarak güncellendiği, kalan limitin 2027 ve 2028 yıllarına 200’er milyar TL şeklinde tahsis edildiği kaydedildi.
REZERVLER 184,2 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ
TCMB brüt uluslararası rezervlerinin 24 Temmuz’dan itibaren 21,6 milyar ABD doları artışla 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar ABD dolarına yükseldiği açıklandı. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 220 baz puan seviyesine gerilediği bildirilirken, 4 Eylül’e kadarki dönemde DİBS piyasasına 1,3 milyar dolar giriş ve hisse senedi piyasasından 0,1 milyar dolar çıkış olmak üzere toplam 1,1 milyar dolar net portföy girişi gerçekleştiği paylaşıldı.
İÇ TALEPTE ZAYIF SEYİR BELİRGİNLEŞTİ
GSYH’nin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 2,3, çeyreklik yüzde 1,1 arttığı hatırlatılan özette, şunlar kaydedildi:
“Kartla yapılan harcamalar temmuz-ağustos döneminde çeyreklik bazda yataya yakın bir seyir izlemiştir. Beyaz eşya satışları temmuz ayı itibarıyla çeyreklik olarak sınırlı bir artış kaydetmiştir. Otomobil satışları ise ağustos ayı itibarıyla, bir önceki çeyrekteki gerilemesini sürdürmüştür. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, üçüncü çeyrekte hem kayıtlı iç piyasa siparişlerinde hem de geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde azalış olduğunu göstermektedir. Özetle, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü veriler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir.”
İkinci çeyreğe ilişkin verilerin ve üçüncü çeyreğe dair öncü göstergelerin iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini teyit ettiği aktarılan özette, üretim tarafında sanayi üretiminin temmuz ayında aylık yüzde 1, yıllık yüzde 0,3 gerilediği, inşaat üretim endeksinin ikinci çeyrekte yıllık yüzde 2,3 azaldığı bilgisi verildi.
İstihdam piyasasına ilişkin olarak temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdamın 32,4 milyon kişi seviyesinde gerçekleştiği, işgücüne katılım oranının düşmesi ve istihdamdaki gerilemeyle birlikte işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine yükseldiği ifade edilerek, “Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir” denildi.
12 AYLIK BİRİKİMLİ CARİ AÇIK 38,9 MİLYAR DOLAR OLDU
Haziran ayında cari işlemler dengesinin aylık 4,2 milyar dolar açık verdiği, 12 aylık birikimli cari açığın ise 38,9 milyar ABD dolarına ulaştığı kaydedildi. Seyahat gelirlerinin 12 aylık birikimli olarak 60,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek hizmetler dengesi fazlasını 63,7 milyar dolara taşıdığı ifade edildi. Ağustos ayında 12 aylık birikimli altın ithalatının 20,1 milyar dolara gerilediği, bankacılık sektörünün uzun vadeli borç çevirme oranının yüzde 151,3 gerçekleşerek yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyesini koruduğu değerlendirildi.
Ağustos ayında tüketici fiyatlarının yüzde 1,84 arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleştiği hatırlatılan metinde, yıllık bazda mal enflasyonunun yüzde 26, hizmet enflasyonunun ise yüzde 40 civarında seyrettiği kaydedildi. Enflasyon beklentilerine ilişkin değerlendirmede, şu ifadelere yer verildi:
“Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir. Ağustos ayında hizmet grubu aylık enflasyonu, başta eğitim olmak üzere, haberleşme ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini korumuştur. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar yükselmiş, bu gelişmede temmuz ayında yapılan vergi düzenlemesinin sarkan etkisi ile beraber tütün ürünlerindeki fiyat artışı öne çıkmıştır. Ağustos ayında, gıda enflasyonundaki yavaşlamada taze meyve ve sebze ürünleri öncülüğünde fiyatları gerileyen işlenmemiş gıda alt grubu rol oynarken, işlenmiş gıdada aylık enflasyon görece yüksek seyrini korumuştur. Temel mal grubunda fiyatlar, giyim ve ayakkabı alt grubunda sezon indirimleriyle düşerken, giyim dışında kalan mallarda, ılımlı seyrini sürdürmüştür.”
“ENERJİ FİYATLARI ENFLASYONDA RİSK OLUŞTURMAYA DEVAM EDİYOR”
Hizmet sektöründeki fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu vurgulanan özette, “Ağustos ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Hizmet enflasyonu alt gruplar bazında incelendiğinde, yıllık enflasyon haberleşme, ulaştırma ve diğer hizmetlerde yükselirken, kira ile lokanta ve otel gruplarında gerilemiştir” diye belirtildi.
Özette ayrıca, vakıf üniversitesi ücret artışları ile hac ücretlerinin açıklanma tarihlerindeki kaymanın ağustos enflasyonunu yaklaşık 0,25 puan yukarı çektiği, eylül enflasyonunu ise eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik biçimde aşağı çekeceği tespiti yapıldı. Özette, şöyle denildi:
“Öncü veriler mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunda yavaşlamaya işaret etmektedir. Eylül ayında temel mal grubu fiyatlarında ılımlı seyrin süreceği tahmin edilmektedir. Gıda grubuna ilişkin ilk veriler, başta sebze olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerileme ile bu grupta yıllık enflasyonun önemli ölçüde düşeceğine işaret etmektedir. Diğer taraftan, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin, akaryakıt ve tüp gaz üzerinden enerji grubu yıllık enflasyonunu yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.”
Sektörel enflasyon beklentilerinde genel bir yükseliş gözlendiğine işaret edilen özette, Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,4’e, reel sektörün 12 ay sonrası beklentisinin yüzde 32,8’e ve hanehalkının beklentisinin yüzde 45,6’ya yükseldiği ifade edilerek, “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir” denildi.
POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 37’DE SABİT TUTULDU
Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de, gecelik borç verme faiz oranının yüzde 40’ta ve borçlanma faiz oranının yüzde 35,5’te sabit tutulduğunu belirtti.
Sıkı para politikası duruşunun dezenflasyon sürecini güçlendireceğini vurgulayan Kurul, karar metninde şu değerlendirmeye yer verdi:
“Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.”
Bartın Kritik Site, Batı Karadeniz’in sorgulayan sesi olarak gündemin perde arkasını aralayan, doğru ve tarafsız haberciliğiyle öne çıkan; Bartın’dan bölgeye uzanan tüm gelişmeleri anında ve güvenilir şekilde sunan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap